İyilik bir direniştir. Kötüler genellikle hayata daha sıkı tutunur. Tehlikelerden ustaca kaçar, kendini korur, riskten uzak durur. Çünkü onlar için hayat, öncelikle bir “hayatta kalma” meselesidir.
İyilerse, çoğu zaman başkaları için yaşar. Yük taşır, susar, bastırır, kendini ihmal eder. Gerekirse kendini feda eder. Bu da bazen daha kısa bir ömre, daha erken bir yıpranmaya yol açar.
Kötülük sıradandır; çünkü çaba gerektirmez. Ama iyilik… İyilik çoğu zaman bir direniştir.
Kalabalığa rağmen kendi iç sesini dinleyebilmektir. Vicdanın yankısını susturmamaktır.
İşte bu yüzden iyiler daha çabuk yorulur; çünkü doğa adaletle değil, dengeyle ilgilenir.
Kimsenin hak ettiğini tam olarak almadığı bir düzende yaşıyoruz.
Bu yüzden en vicdanlılar çoğu zaman en derin acılara katlanır.
Ve en zalimler, tuhaf bir konforla hayatlarına devam eder.
Ama yine de…
Ayakta kalan iyiliklerdir.
Çünkü sonunda, en çok onların izleri kalır gökyüzünde.
𝑵𝒊𝒍.



















