Charles Dickens'dan İki Şehrin Hikayesi

Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikayesi dünya klasikleri arasında yerini almış ve 200 milyon satış rekoru kırmış unutulmaz romanlardandır. Kitap Fransız İhtilali sırasında yaşanan platonik, ulaşılmaz bir aşk hikayesini anlatıyor.

Zaman kimseyi beklemiyordu

Yazar kitabına  “tüm zamanların en iyisi, tüm zamanların en kötüsüydü.” cümlesiyle etkili bir giriş yapmış diyebiliriz. Bu cümleyle Fransız ihtilaline atıfta bulunuyor.

“zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana – sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.”

Romanı okuduğunuzda kendinizi Fransa’da o kaotik ortamda, yalnızlıkta, hüzünde, mücadelede bulabilirsiniz. Romanda iyi ve kötü karakterler net olarak belirtilmiş. Kitap romantik türde yani aşkın yaşanan kaos zamanlarda bile ne kadar güçlü olduğunu hissedebiliyorsunuz.

“Mutsuz bir başlangıçtan da mutlu bir sonuç çıkmıyor.”

Yaşamın diken üzerinde olduğu zamanlarda sizi ayakta tutanın ve umuda sürükleyenin sevgi olduğunu…İmkansız dahi olsa birbirini seven iki kişinin yaşadığı güçlü sevgiyi ve fedakarlıkları anlayabiliyorsunuz. Devrim öncesi ve sonrasında Fransa’da yaşananları okudukça görebiliyorsunuz.

Charles Dickens'dan İki Şehrin Hikayesi

 Zaten sevgi her zaman nefretten üstün değil miydi?

“Başını omzuna dayamıştı, çağrıldığım akşamdı gideceğimden korkmuştu, ama ben hiç korkmamıştım ve Kuzey Kulesi’ne götürüldüğünde üzerimde bu saçları buldular. Bana bırakır mısınız bunları? Buradan kaçmama yardımcı olmaz ama ruhuma iyi gelir. Böyle dedim onlara.”

Dickens İki Şehrin Hikayesi’nde İngiltere’de bulunan burjuvaziye göndermeler de yapmış. Roman için siyasi, romantik, dramatik diyebilirim. Burjuvazinin yaşam tarzıyla, orta sınıf halkın yaşam tarzını anlatan güncel yaşamları dile getirmiş ve kıyaslamış. Bu karşılaştırmalarla ezilen halkın durumunu çok iyi betimlemiş. Bunun yanı sıra burjuva hayatına özenen ve bu hayata ayak uydurmaya çalışan, onlar karşısında boyun eğen, yozlaşan ezilmiş sınıfı da zaman zaman eleştiriyor.

“Yüksek tabakadan nefret etmek aşağı tabakanın istemsizce gösterdiği bir çeşit hürmettir.” 

Charles Dickens edebiyatın romantizm ve realizm akımlarını önemseyen,  ve bunu kitaplarına yansıtmış etkileyici kalemi olan bir yazar.

 “En büyük arzum bu düzene ait olduğumu unutmak.”

Siyaset zamanlarında aşkı, sevgiyi çok iyi anlatmış. Siyasetin eleştirinin, sorgulamanın içinde yaşanan derin ve hüzünlü bir aşk hikayesi.

 “Göze hoş görünüyor burası ama bir bütün olarak bakıldığında bu gök kubbenin altında, gün ışığında israfın, kötü yönetimin, zorbalığın, borcun, ipoteğin, zulmün, açlığın, çıplaklığın ve acının üst üste yığıldığı bir kule aslında.”

Siyaset ve Aşk ya da Devrim ve Aşk hepsi Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikayesi romanında çok iyi dile getirilmiş. Kütüphanenizde olması gereken mükemmel klasiklerden biri diyebilirim.

Alkışlarımla, 

Yurda Yurtseven

(yurdayurtseven@gmail.com)

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz